OTİZM, ANLAŞILMAYI BEKLEYEN BİR RENK YELPAZESİDİR
Her yıl 2 Nisan’da, dünya genelinde Otizm Farkındalık Günü kutlanıyor. Bu özel gün, otizm spektrum bozukluğu (OSB) konusunda toplumda farkındalık yaratmaktır. Otizmli bireylerin haklarını savunmak ve onlara yönelik anlayışı artırmak amacıyla ilan edilmiştir.
Otizmli olmak Nedir?
Otizm bir hastalık değildir. Bir farklılıktır. Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), bireylerin sosyal iletişim becerilerini, davranışlarını ve ilgi alanlarını etkileyen nöro gelişimsel bir farklılıktır. Otizm, erken çocukluk döneminde belirtilerini gösterir ve bireyden bireye değişiklik gösterir. Yaygın belirtileri arasında sosyal etkileşimde zorluk, tekrarlayan davranışlar ve duyusal hassasiyetler yer alır.
Otizmli olmak, bazı becerilerde çok güçlü olmaktır. Ve derin ilgi alanlarına sahip olmak ve dünyaya dair harika bir duyusal algıya sahip olmak anlamına geliyor. Ama aynı zamanda diğer insanlara uyum sağlayamama veya onları anlayamama duygusu ve etrafındaki insanlardan izole olma duygusu da var.

Bu bireyler gün içerisindeki rutinlere karşı aşırı koruyucu yaklaşırlar. Ve aynı zamanda rutinlerinin bozulması durumunda öfke nöbetleri geçirme olasılıkları vardır. Değişim veya belirsizlik zamanlarında kaygı yaşarlar.
Desteğe ihtiyaçları vardır. Belirli konular hakkında daha istekli ve bilgili olabilirler. Odaklandıkları ilgi alanlarına yönelin. Otizm Spektrum Bozukluğu (ASD) ile ilgili soru ve endişelerinizi gidermek için güvenilir otizm uzmanlarıyla bağlantı kurun. Özellikle davranış kalıpları hakkında fikir edinin. Bunun yanında gelişimsel zorluklarla başa çıkın veya destek stratejilerini keşfedin. Otizm bakımını tamamlamak ve gelişimi desteklemek için tasarladıkları sağlıklı yaşam programlarını keşfedin. Duyusal bütünleştirme terapisi, sosyal beceri eğitimi ve otizm spektrumundaki bireyler için stres yönetimi programları gibi hizmetlerde bulunan kurumlar ile iletişime geçin.
Otizm Farkındalık Günü: Toplumsal Bilinci Artıralım
Her yolculuk bir adımla başlar. Yapılması gereken ilk teması kurmak ve ilk adımı atmak.
Etrafımızdakileri daha önce bilmedikleri durum hakkında bir şeyler öğrenmeye zorlamak gerekir. Öğretmenler veya işverenler olsun profesyonelleri durum hakkında bilgilendirmek yeterli olacaktır başlangıçta. Sosyal medya aracılığı ile de empati sağlayacak paylaşımlar ile de yola devam etmek gerekmektedir.
Çocuklarının durumunu geniş ailelerine, arkadaşlarına veya diğer ebeveynlere söylemekten korkan çok sayıda aile var, çünkü bunun kendilerini dışlamalarına veya izole etmelerine yol açacağından korkuyorlar.
Özel çocuğu olan tüm ailelere seslenmek istiyorum. “Durumu kabullenin, ve çocuğunuzun sosyal hayat ile entegre olması için o ilk adımı atın. Korkmayın, utanmayın.
Elbette ki asıl önemli olan şey toplumsal kabul ve kapsayıcılıktır. Otizmli bireylerin eğitim, istihdam ve sosyal hayatta eşit fırsatlara sahip olması için daha erişilebilir imkanlar yaratılmasıdır. Ancak yaktığınız ilk ışık ailede parlamalı diye düşünüyorum.
Çocuğunuz ile gurur duyun, başaramadıklarına ile değil, başardıklarına odaklanın. Sınırlarını zorlamayın.
“Otizmle yaşamanın” günlük zorluğuyla yüzleşmek için mücadele eden birçok aile ile iletişimde olun.
Toplumsal farkındalık konusunda ailelere, eğitimcilere ve işverenlere büyük sorumluluk düşüyor. Eğitim sistemlerinin daha kapsayıcı hale getirilmesi, iş yerlerinde otizmli bireylere uygun çalışma ortamlarının sağlanması ve sosyal alanlarda erişilebilirlik politikalarının benimsenmesi büyük bir fark yaratacaktır.
2 Nisan Otizm Farkındalık Günü’nde, hepimiz bu bilinçlenme sürecine katkı sağlayarak otizmli bireylerin yanında olabiliriz. Unutmayalım, otizmin farkında olmak, kabul etmek ve desteklemek hepimizin sorumluluğudur.